“Agapite Tayyip”, “Değerli Kiryakos”: Erdoğan’ın 6 yıl sonra gerçekleştirdiği Atina ziyaretinden öne çıkanlar

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 6 yıl sonra Atina’ya bir ziyaret gerçekleştirirken temasların olumlu bir havada geçmesi ve atılan adımlar, komşuların ilişkileri adına umut yarattı. 

Türk heyetinin “ilişkilerde temiz bir sayfa açma” hedefiyle gittiği belirtilen ziyarette “İyi Komşuluk Bildirgesi” imzalanırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis‘in birbirlerine karşı kullandıkları sert söylemler yerini dostça ifadelere bıraktı. 

Ana sorunlar sonraya bırakıldı

Toplantıdan önce beklendiği üzere kıta sahanlığı, deniz yetki alanı gibi Yunanistan ile Türkiye arasındaki ana sorunlar, sonraki temaslara bırakıldı. Yapılan açıklamalar ve iktidara yakın basında yer alan haberler, Beştepe’nin yapılacak düzenli temasların bu konuların ele alınması için olumlu bir diyalog ortamı oluşturacağını umduğuna işaret ediyor. 

Öte yandan daha önce iki taraf da aralarındaki ihtilaflı konuların Uluslararası Adalet Divanı’na taşınıp, uluslararası hukuk tarafından çözülmesi seçeneğini dile getirmişti. 

Erdoğan, ziyaretten önce Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden Kathimerini’nin sorularına yazılı cevap verirken, sadece kıta sahanlığı tartışmalarının değil, iki ülke arasında uzlaşmaya varılamayan tüm konuların Uluslararası Adalet Divanı’na taşınması gerektiğini ifade etti.

T24 Atina muhabiri Stelyo Berberakis, “Uluslararası Adalet Divanı kararı her iki taraf için de korkutucu olabilir. Türkiye de Yunanistan da egemenlik hakkı tartışmaları konusunda kendilerini bağlamış durumda. Yunanistan ‘adaların üzerinde 10 millik hava sahası’ söyleminden, Türkiye ‘adaların kıta sahanlığı yoktur’ tezinden nasıl geri adım atacak? Kendi savunduklarının aksi yönde bir karar çıkarsa Miçotakis ve Erdoğan bunu kendi halklarına nasıl anlatacak?” değerlendirmesinde bulundu.

Yunanistan, Kıbrıs konusunda tutum değiştirmeye yanaşmıyor

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ana sorunlardan bir diğeri Kıbrıs sorunu. 

Erdoğan’ın Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde Kıbrıs sorununun çözümüne yaklaşıldığı iki süreç yaşandı. Uzmanların sorunun çözümüne en çok yaklaşıldığı an olarak nitelediği Annan Planı Referandumu’nda, adanın bir federasyon olarak tek bayrak altında birleşmesini öngören plan 2004’te oylandı. KKTC’de kabul edildi, Güney’de reddedildi. 2016-2017 yıllarındaki Crans Montana sürecinde ise taraflar uzlaşamadı, Türkiye Güney Kıbrıs’ı “masayı devirmekle” suçladı. Erdoğan, KKTC’deki 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru adada ‘iki devletli çözümü’* açıkça savunmaya başladı. Seçimlerde AKP’nin de destek verdiği belirtilen ve ‘iki devletli çözümü savunan’ Ersin Tatar, federasyon yanlısı Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı yendi. KKTC de böylece ‘iki devletli çözümü’ resmi tutumu olarak belirledi. Bu duruş, uluslararası toplumda ise karşılık bulmadı.

Miçotakis, dünkü basın toplantısında, “Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu kararları bizim için çok önemlidir. Kıbrıs konusunda gelişmeler bu yönde olmalıdır” dedi. 1991 tarihli 716 sayılı BMGK kararı, adadaki sorunun federasyon yapısında bağımsız bir devlet kurulmasıyla çözülmesini öngörüyor. Dolayısıyla Miçotakis, BM çerçevesine işaret ederek bir kez daha iki devletli çözümü kabul etmeyeceklerini vurguladı. 

Erdoğan konuyla ilgili olarak, “Kıbrıs meselesinin adadaki gerçekler temelinde adil ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması önemlidir” dedi.

Türk vatandaşlarına Doğu Ege adaları için kapıda vize

Miçotakis, Türk vatandaşlarının Doğu Ege’deki 10 adaya seyahat eden Türk vatandaşlarına kapıda vize alma hakkı sağlanacağını duyurdu. Bu Türkiye’de Schengen vize retlerinin arttığı bir dönemde, Atina’dan yeni dönemde ilişkiler için yapılmış bir jest olarak yorumlandı. Ancak tabii ki Türkiye’den Yunan adalarına gelecek turist sayısında artış, Yunanistan ekonomisini olumlu etkileyecek. Birçok kişinin düşündüğünün aksine Yunanistan’ın uzun yıllar boyunca Türkiye’nin AB üyeliğine sıcak bakmasının ana nedenlerinden biri de bunun kendilerine sağlayacağı ekonomik faydaydı. 

Reuters’a göre Yunanistan hükümeti, uygulama için ortak vize rejimine tabi olduğu Avrupa Birliği’nden izin aldı. 

Karar kapsamında Türk vatandaşları Limni, Midilli, Sakız Adası, Samos, Leros, Kalymnos, İstanköy, Rodos, Simi ve Kasteloris (Meis) için kapıda vize alabilecek. 

Agapite Tayyip

Daha önce karşılıklı olarak birbirlerini sert ifadelerle hedef alan Miçotakis ve Erdoğan, basın toplantısı sırasında birbirleri hakkında dostane ifadeler kullandı ve ilk isimleriyle hitap etti.

Miçotakis, Erdoğan için “Agapite (Yunancada ‘sevgili’) Tayyip” diye hitap ederken, Erdoğan da “Değerli Kiryakos” ifadesini kullandı. 

“Aramızda çözülemeyecek sorun yok”

Erdoğan da Miçotakis de konuşmalarında iki ülkenin iyi komşuluk ilişkilerine sahip olmaları konusunda isteklerini dile getirdiler. 

Miçotakis, “Sınırdaş olan iki ülke yan yana ve beraber hareket etmek zorundadır. İkimiz de daha sakin sularda, güzel bir esintiyle ilerleyen geminin kaptanı olarak güzel bir gelecek yaratmak zorundayız” dedi.

Erdoğan da, “Bizler aynı denizi, aynı coğrafyayı, aynı iklimi, hatta birçok alanda birçok kültürü paylaşan iki komşu ülkeyiz. İki kardeş arasında dahi anlaşmazlıklar olabilirken, iki komşu arasında görüş ayrılıklarının yaşanması gayet doğaldır. Mesele bunları çözme iradesidir. Biz Ege’yi bir barış ve işbirliği denizi haline getirelim istiyoruz. Türkiye, Yunanistan olarak atacağımız ortak adımlarla tüm dünyaya örnek olalım arzusundayız. Açık söylüyorum, bizim aramızda çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur. Yeter ki hüsnüniyetle hareket edelim, büyük resme odaklanalım. Denizi geçip derede boğulanlardan olmayalım” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Gazze konusunda Almanya’daki gibi çıkışmadı

Yunanistan basınında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya ziyaretinde yaptığı gibi basın toplantısında sert bir çıkışta bulunacağı endişeleri vardı. 

Erdoğan basın toplantısında, “Türkiye olarak en başından beri sivillerin hedef alınmasını tasvip etmediğimizi dile getirdik. İnsanlık ve savaş suçları karşısında uluslararası toplum sessiz kalmamalıdır. Ateşkes ve insani yardım sağlanması önceliğimiz olmalıdır” ifadelerini kullanarak Avrupa’yı isim vermeden eleştirse de, Almanya’daki kadar sert ifadeler kullanmadı.

Erdoğan, 17 Kasım’da gerçekleştirdiği Berlin ziyaretinde Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile düzenlediği basın toplantısında, “Biz Holokost cenderesinden geçmedik, İsrail’e borçlu olsak bu kadar rahat konuşamazdık” diyerek Almanya’nın İsrail’e Nazi Almanyası’nın yaptığı soykırım nedeniyle “borcunu ödemek için” destek verdiğine işaret etmişti. 

Öte yandan Yunan gazetesi Protothema’nın haberine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, Miçotakis’e Gazze’nin tarihiyle ilgili kitap hediye etti.

Lavrion Kampı 

Erdoğan, basın toplantısında Yunanistan’daki Lavrion Kampı’nın kapatılması konusunda da memnuniyetini dile getirdi.

Türkiye, Yunanistan’ın başkenti Atina’nın güneydoğusundaki Lavrion kasabasında Yunanistan Kızılhaçı tarafından kurulan göçmen kampında çok sayıda PKK mensubu bulunduğunu savunuyordu. 

Kamp, geçen temmuz ayında “kötü durumda olduğu” gerekçesiyle kapatıldı.

Erdoğan ziyarette “Yunanistan’da teröristlere barınma imkanı sağlayan benzeri kampların oluşmaması için dikkatli olunmasının altını çizdiğini” söyledi.

Miçotakis Batı Trakya vurgusu yaptı, Erdoğan alkışladı

Erdoğan sözlerini tamamladıktan sonra Miçotakis tekrar söz alarak, “Bu çok önemli dostluk ve işbirliği bildirgesini imzalamaktan duyduğum memnuniyeti tekrar söyleyeyim. Ben şunu basına söylemek isterim. Trakya bizlere, Müslümanların ve Hristiyanların barışçıl ve sükunet içinde bir arada yaşama örneğini gösteriyor. Bütün çabalarımız bu yönde. Azınlığın ‘Müslüman azınlık’ olarak nitelendirilmesi Lozan Antlaşması tarafından öngörülen bir tanımdır. Bu bizim uyumlu bir arada bulunmamızın bir teyididir. Ve bütün Müslüman vatandaşlarıma, hemşerilerime şunu söylemek isterim Yunan Hükümeti bu hizada çalışmalarına devam edecektir.” dedi.

Erdoğan bu sözlerinden sonra Miçotakis’i alkışladı.

Basın toplantısında soru alınmadı

Basın toplantısında Erdoğan ve Miçotakis soru almadı. Bu kararın, gazetecilerden gelecek ihtilaflı konular hakkında bir sorunun, oluşturulmaya çalışılan pozitif iklimi olumsuz etkileyebileceği için alındığı düşünülüyor.

‘İyi komşuluk’

Erdoğan ve Miçotakis’in görüşmesinin ardından  Türkiye-Yunanistan arasında iyi komşuluk ilişkileri konulu Atina Bildirgesi imzalandı.

Atina Bildirgesi’ne göre iki ülke, siyasi diyalog, pozitif gündem, güven artırıcı önlemler konularında devamlı, yapıcı istişarelerde bulunacak.

Bildirgeye göre kurumsal mekanizmalar arasında ikili ilişkiler yoğunlaştırılacak.

Miçotakis, bu bildirgenin  İsmet İnönü ve dönemin Yunanistan lideri Eleftherios Venizelos arasında imzalanan dostluk anlaşmasından 93, Lozan Anlaşması’ndan da 100 yıl sonra imzalandığına dikkati çekti. 

YDİK toplantıları düzenli yapılacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün 5.’si düzenlenen Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) toplantılarının artık en az yılda bir düzenleneceğini söyledi. 

Toplantıda, bir sonraki ziyaret için de Miçotakis’in Ankara’ya geleceği ifade edildi. 

Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin 4. toplantısı 7 yıl önce, 8 Mart 2016’da İzmir’de düzenlenmişti.

O dönem Türkiye’nin Başbakanı şu anda Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı olan Ahmet Davutoğlu, Yunanistan’ın Başbakanı ise haziranda yapılan seçimleri kaybettikten sonra SYRIZA liderliğinden istifa eden Aleksis Çipras‘tı.

“Bir gece ansızın” travması

Türkiye’de Yunanistan’la ilişkiler konusunda haberler sadece iki başkent arasında sıcak konular ve gelişmeler olduğu zamanlarda gündeme gelse de, Yunanistan basınında Türkiye ile ilgili haberler çok daha fazla yer buluyor. 

Ekim ayı başında Atina’ya bir konferans için gittiğimde Yunan gazeteciler sıklıkla Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözünün Yunanistan’da yarattığı rahatsızlığı vurgulamıştı.

T24 Atina muhabiri Berberakis de bu sözün, Yunan toplumunda bir “travma” yarattığını ifade etti. 

Gazeteci Murat Yetkin, dün YetkinReport’ta kaleme aldığı yazısında Erdoğan’ın kullandığı sert söylemlerden daha sonra geri adım atmasının, yaptığı çıkışların etkisini azalttığını yazdı: 

“Erdoğan’ın bu çıkışları, bu u-dönüşleri ‘Değişen koşullara göre tutum alan başarılı dış politika’ gibi dekoratif sözlerle açıklanabilecek eşiği aştı. U-dönüşleri sıklaştıkça sert çıkışların etkisi azalıyor. Elbette her ülke o anda kendi çıkarı neyi gerektiriyorsa onu yapmalıdır. Ama bunun için daha önce muhataplarınıza o an aklınıza en sert ne geliyorsa onu yapıp, onu söylemenizi gerektirmez.
Sonra Ankara’da söylediğiniz Atina’da karşınıza çıkartılır; Kathimerini’nin yaptığı gibi.”

Kathimerini söyleşisinde Erdoğan’a “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözü sorulmuş, Cumhurbaşkanı bu söylemin Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye atan terör unsurlarına yönelik olduğunu söylemişti. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir